Konkordato Sürecinde Alacaklıların Akıbeti
Yazar
Ramazan Şahin
Yayın Tarihi
KONKORDATO SÜRECİNDE ALACAKLILARIN AKIBETİ
Konkordato, borçlunun mali durumunun bozulması hâlinde alacaklılarla uzlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmasına olanak tanıyan hukuki bir koruma mekanizmasıdır. Ancak bu süreç sadece borçluyu değil, alacaklıları da doğrudan etkilemektedir. Alacaklılar, borçlunun ödeme yükümlülüklerini ertelemesi veya azaltması nedeniyle ciddi risklerle karşı karşıya kalmaktadır.
Son yıllarda Türkiye’de yaşanan ekonomik dalgalanmalar, döviz kurlarındaki artış, enflasyon oranlarındaki yükselme ve faiz oranlarının dengesizliği, birçok işletmeyi mali açıdan zor duruma düşürmüştür. Bu kapsamda, borçlarını ödemekte güçlük çeken şirketlerin konkordato ilan etme taleplerinde ciddi bir artış yaşanmıştır. Her ne kadar konkordato süreci esasen borçlu şirketin korunması amacıyla yürütülse de, bu sürecin alacaklılar üzerindeki etkileri de oldukça büyüktür.
Konkordato süreci genellikle borçlu tarafından gizli ve sessiz şekilde başlatılmakta, ilan edilene kadar kamuya duyurulmamaktadır. Bu durum, alacaklıların hazırlıksız yakalanmasına ve panik havasının oluşmasına neden olmaktadır. Sürecin ilan edilmesiyle birlikte alacaklılar, alacaklarının tahsili konusunda belirsizlik yaşamaya başlar. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, bu belirsizlikten en çok etkilenen gruplar arasında yer alır.
Konkordato ilanı, sadece borçlu taraf için değil, alacaklılar açısından da ciddi ekonomik sonuçlar doğurmaktadır. Alacakların gecikmesi, tahsil edilememe riski ve hukuki sürecin getirdiği maliyetler, alacaklıların finansal dengesini bozabilmektedir. Bu nedenle konkordato süreci yürütülürken alacaklı haklarının korunmasına özen gösterilmesi büyük önem taşımaktadır.
Konkordato uygulaması, Türk İcra ve İflas Hukuku çerçevesinde hem borçlunun hem de alacaklının haklarını dengelemeye çalışan istisnai bir yol olsa da uygulamada bazı yapısal sorunlar söz konusudur:
- Sürecin başlangıcında alacaklıların haberdar olmaması
- Geçici mühlet sürecinde alacaklıların icra yollarının kapanması
- Komiser raporlarının yeterli denetimden geçmemesi
- Kötü niyetli borçluların konkordato kurumunu suistimal edebilmesi
ALACAKLI OLDUĞUM FİRMA KONKORDATO İLAN ETTİĞİNDE NE YAPMALIYIM?
Bilindiği üzere geçici mühlet süresi üç ay olup, mahkeme kararıyla iki aya kadar uzatılabilir. Bu sürede borçlunun malvarlığı koruma altına alınır, icra takipleri durdurulur ve konkordato komiseri görevlendirilir. Peki bu durumda alacaklılar ilk olarak ne yapmalı?
Alacaklıların ilk olarak yapması gereken şey öncelikli olarak işin uzmanı olan bir avukat aracılığıyla vakit kaybetmeden geçici mühlet kararına itiraz edip ilgili mahkemeye müdahillik talebinde bulunarak davaya müdahil olmalıdır.
Alacaklı, davaya müdahil olduktan sonra ilk olarak konkordato ilanı için başvuru şartlarının en önemli unsuru olan Konkordato Ön Projesini incelemelidir. Konkordato Ön Projesi borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren bir projedir. Ancak burada alacaklının dikkat etmesi gereken en önemli şey kendisinin konkordato ön projesinde yer alıp almamasıdır. Yani borçlu, ön projesinde alacaklının alacaklı olduğunu dair bir kayıt var mı, alacaklının kaydı var ise de alacak miktarını doğru belirtmiş mi , bunlar önemli hususlardır. Bu yüzden konkordato ön projesinin mutlaka incelenmesi gerekmektedir.
Alacaklı, yukarıdaki aşamaları tamamladıktan sonra kesin mühlet hakkında karar duruşması için hazırlık yapmalıdır. Duruşmaya etkin katılım sağlayabilmek adına, konkordato başvurusunun yasal şartlara uygun olup olmadığının dosya üzerinden detaylı biçimde incelenmesi büyük önem taşır. Şayet bu şartların eksik olduğu kanaati oluşursa, alacaklının mahkemeye başvurarak konkordato talebinin reddini istemesi mümkündür.
Peki nedir bu başvuru şartları?
Konkordato ön projesi, borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler, alacaklı ve alacak listesi, Karşılaştırma tablosu, Makul güvence veren denetim raporu, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu, işletmenin devamlılığı esasına göre hazırlanan ara bilanço ,aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilanço, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri ile elektronik ortamda oluşturulan defterlere ilişkin e-defter berat bilgileri, maddi ve maddi olmayan duran varlıklara ait olup defter değerlerini içeren listeler, tüm alacak ve borçları, vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler, borçlunun malî durumunu açıklayıcı diğer bilgi vb. belgelerdir.
Konkordato başvuru şartlarının, sıradan bir vatandaş tarafından teknik olarak denetlenmesi oldukça güçtür. Bu nedenle alacaklının bu süreci mutlaka alanında uzman bir avukat aracılığıyla yürütmesi önerilmektedir. Şartlara aykırılık tespit edilirse, dava sürecinde konkordato talebinin reddi için somut ve gerekçeli bir başvuru yapılmalıdır.
PEKİ DURUŞMA NE ZAMAN GERÇEKLEŞİR VE KARAR SONRASI NE YAPILMALI?
Mahkeme, “kesin mühlet” kararını geçici mühlet süresi içerisinde verir (İİK m. 289/1). Yani, üç aylık geçici mühletin ve gerektiğinde verilen iki aylık ek sürenin sonunda duruşma gerçekleştirilir. Mahkemenin “kesin mühlet” kararı verebilmesi için borçlu ile varsa alacaklılar duruşmaya çağrılır. Bu duruşmada; geçici mühlet süresince borçlunun sürece katılımı, konkordato komiseri tarafından hazırlanan raporlar ile alacaklıların itiraz gerekçeleri birlikte değerlendirilir. Tüm bu unsurlar ışığında mahkeme, konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalini değerlendirerek kararını verir. Bu duruşma sonucunda mahkeme üç farklı karar verebilir:
Eğer borçlu iflasa tabi bir borçlu ise kesin mühlet sırasında konkordato talebinin reddedilmesi hâlinde, iflasa tabi borçlular için mahkeme doğrudan iflas kararı verir. Borçluya verilen kesin mühletin bütün sonuçları ortadan kalkacaktır. Bu durumda alacaklılar konkordato hükümlerine tabii olmaksızın alacaklarının ve bu zamana kadar işleyen faizlerinin tamamını borçludan talep edebilecekler, borçluya karşı icra takibi başlatabileceklerdir.
Diğer ihtimalde ise iflâsa tabi borçlu bakımından, geçici mühletin verilmesinden sonra red sebeplerinin gerçekleşmesi hâlinde komiser yine yazılı bir rapor düzenleyecek ve durumu derhal asliye ticaret mahkemesine bildirecektir. Bu durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme geçici mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verecektir. Bu durumda alacaklıların iflas dairesine alacak bildirimi talebinde bulunup alacak kaydı yapması gerekmektedir.
Peki mahkeme 1 yıllık kesin mühlet verirse ne olacak?
Kesin Mühlet süresinin başlaması ile Konkordato Komiseri ilk iş olarak yapılacak ilanla birlikte alacaklıları 15 gün içerisinde alacaklarını bildirmeye davet eder. (İİK. m. 299) Alacak kaydına ilişkin ilanın kesin mühlet ile yapıldığı dikkate alındığında, alacaklıların borçludan olan alacaklarını bu kesin mühlet süresi içerisinde bildirmeleri beklenmektedir. Konkordato Komiseri 1 yıllık kesin mühlet içerisinde alacaklılar toplantısı düzenleyecektir. Bu toplantı alacaklılar bakımından önem arz etmektedir ve kesinlikle bir vekil aracılığıyla katılım sağlanmalıdır.
Konkordato sürecinde alacaklıların süresi içinde alacak bildiriminde bulunmamaları, önemli hak kayıplarına yol açabilmektedir. Alacak bildirimlerinin zamanında yapılmaması durumunda, konkordato ilanının alacaklılar bakımından olumsuz sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Zira alacaklarını, “borçlunun ayrıntılı bilançosunda bildirilmeyen” kalemler olarak beyan etmeyen alacaklılar, konkordato nisabına ve oylamaya dahil edilmeyecektir.
Ancak burada önemle belirtilmelidir ki, kayıt yaptırmayan alacaklının, alacak hakkını maddi hukuk açısından kaybettiği sonucuna varılamaz. Bu durum, yalnızca konkordato prosedürü çerçevesinde yürütülen görüşmelere katılma ve oy kullanma haklarının kaybı anlamına gelmektedir.
Öte yandan, süresi içerisinde kayıt yaptırmamış olsa dahi, alacağını ticaret mahkemesi kararıyla ispat eden alacaklı; konkordatonun tasdikine itiraz etme ve konkordatonun feshini talep etme hakkını korumaktadır. Bu husus, alacaklının oy hakkı dışında kalan diğer haklarının devam ettiğini göstermektedir.
Sonuç olarak, konkordato sürecinde alacaklıların hak kaybına uğramamaları adına yasal süre içerisinde alacak bildiriminde bulunmaları gerekmektedir. Aksi durumda, yalnızca konkordato sürecine aktif katılım engellenmekte; ancak borçluya karşı ileri sürülebilecek alacak hakları saklı kalmaktadır.
HERKESİN EN ÇOK MERAK ETTİĞİ HUSUS
Konkordato sürecinde herhangi bir dava açmalı mıyım?
Konkordato sürecinde alacaklılar arasında tapu iptal tescil, sözleşmeye dayalı fesih, sebepsiz zenginleşme vb. davalar açılması yönünde bilgiler yaygın olsa da maalesef bir doğruluğu bulunmamaktadır. Bu tarz davaların açılması durumunda ilgili mahkeme konkordato süreci sebebiyle davayı ''Bekletici Mesele'' yapacak ve herhangi bir sonuç alınmayacaktır. Açılan davalar lehe sonuçlansa dahi icra yoluyla tahsilat yapılması gerekir. Konkordato yargılaması boyunca borçluya karşı yürütülecek icra takipleri durdurulmakta ve “Takibin İptali” davası ile bu işlemler hükümsüz hale gelmektedir. Bu bağlamda, konkordato süreci devam ettiği müddetçe alacaklı bakımından açılan davalar sonuçsuz kalacaktır.
Peki hangi dava açılmalı ve ne zaman açılmalı?
Kayıt Kabul Davası Açılmalı ve Tasdik Tarihinden İtibaren 1 Ay İçinde Açılmalıdır
Yukarıda bahsedildiği üzere Konkordatoya başvuran borçlu hakkında verilen konkordato mühleti devam ederken, konkordato komiserleri tarafından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 299. maddesi uyarınca alacaklılara alacaklarını bildirmeleri için ilan yapılır. Bu ilan sonrasında, alacaklılar 15 gün içinde alacaklarını bildirirler. Bildirim üzerine konkordato komiserleri, alacakları değerlendirerek borçludan açıklama talep eder. Bu aşamada, borçlunun bildirilen alacağı kabul veya reddetme hakkı bulunmaktadır.
Konkordatoya başvuran borçlunun, alacaklının bildirdiği alacağı kabul etmemesi halinde, söz konusu alacak “çekişmeli alacak” olarak değerlendirilir. Konkordato hukukunda, iflas prosedüründen farklı olarak, alacağın çekişmeli hale getirilmesi yetkisi doğrudan borçluya tanınmıştır. Konkordato komiserlerinin bu durumda gerçekleştireceği işlem; borçlunun beyanı doğrultusunda alacağın varlığını defter ve belgeler üzerinden incelemek ve bu inceleme sonucunu bir rapor halinde mahkemeye sunmaktan ibarettir.
Alacaklı tarafından bildirilen alacak miktarı borçlu tarafından kısmen ya da tamamen reddedilmişse, alacaklı, reddedilen kısım yönünden İcra ve İflas Kanunu'nun 308/b maddesi uyarınca “çekişmeli alacak” kapsamında kayıt kabul davası açma hakkına sahiptir. Ancak bu dava hakkı, konkordato süreci içinde değil, konkordato projesinin tasdikine ilişkin kararın verilmesinden itibaren bir ay içinde kullanılabilecektir. Konkordato sürecinde alacaklının hakkını koruyabilmesi, alacak bildirimini zamanında yapmasına ve olası ret durumunda kayıt kabul davası açma süresini kaçırmamasına bağlıdır.
Kayıt kabul davası için 1 aylık bu süre hususu alacaklılar bakımından büyük önem arz etmektedir.
Konkordato süreci çok kapsamlı bir süreç olup adeta çok bilinmeyenli denklem gibidir. Hukuki sürecinin de çok bilinmemesi ve birçok kirli bilgisi bulunması alacaklıların işini daha da zorlaştırmaktadır. Konkordato süreci işin uzmanı hukukçular tarafından sıkı sıkıya takip edilmeli alacaklıların hakkının korunması için çalışmalar yapmalıdır.
